Doğayı oluşturan unsurlar nelerdir ?

Umut

New member
Doğayı Oluşturan Unsurlar Nelerdir? Doğayı Parçalara Ayırmadan Anlamak

Doğaya Bakışımız Neden Bu Kadar Parçalı?

Doğayı düşündüğümde aklıma yalnızca ormanlar, denizler ya da kuş sesleri gelmiyor. Günlük hayatta yürürken fark ettiğim hava sıcaklığı, toprağın yağmurdan sonra aldığı koku, kaldırım kenarında kendiliğinden çıkan bir bitki, gökyüzündeki bulutlar ve hatta içtiğimiz su bile benim için doğanın bir parçası. İnsan bazen doğayı şehirlerin dışında, gidilecek bir “yer” gibi düşünüyor. Oysa biraz dikkat ettiğimizde doğanın şehirlerin içinde de devam ettiğini görüyoruz.

Bu yüzden “Doğayı oluşturan unsurlar nelerdir?” sorusuna sadece “hava, su, toprak ve canlılar” diye cevap vermek bana eksik geliyor. Bu unsurların her biri birbirine bağlı ve sürekli etkileşim içinde. NASA da Dünya sistemini atmosfer, hidrosfer, biyosfer, jeosfer ve kriyosfer gibi birbirleriyle bağlantılı küreler üzerinden ele alıyor.

Bence asıl önemli nokta da burada başlıyor: Doğayı oluşturan unsurları tek tek saymak kolay, fakat onların birbirleriyle kurduğu ilişkiyi anlamak çok daha zor.

1. Hava ve Atmosfer: Sadece Soluduğumuz Gaz Değil

Atmosfer, Dünya'yı çevreleyen gaz tabakasıdır. Hava olayları, rüzgârlar, sıcaklık değişimleri ve canlılarla gerçekleşen gaz alışverişleri atmosferin işleyişinin parçalarıdır. NASA'nın Dünya sistemi açıklamasında atmosfer; hava koşulları, gazların bileşimi ve canlı sistemlerle gerçekleşen etkileşimlerle birlikte ele alınıyor.

Burada eleştirel düşünülmesi gereken bir konu var: Havayı çoğu zaman yalnızca “temiz” veya “kirli” şeklinde değerlendiriyoruz. Oysa atmosfer dinamik bir sistem. Havanın bileşimi, sıcaklık, nem ve dolaşım gibi faktörler birbirinden bağımsız değil.

Örneğin hava kirliliğini yalnızca fabrikaların bacalarıyla ilişkilendirmek de doğru olmaz. Ulaşım, enerji üretimi, ısınma, tarım ve arazi kullanımı gibi farklı faaliyetler atmosfer üzerinde etkili olabilir. Dolayısıyla çevre sorunlarını tek bir nedene indirgemek yerine, sistemin tamamına bakmak gerekiyor.

2. Su: Doğanın Dolaşım Sisteminin Temel Unsuru

Su, doğanın belki de en görünür unsurlarından biri. Okyanuslar, denizler, göller, akarsular, yeraltı suları, buzullar ve atmosferdeki su buharı aynı büyük su sisteminin parçalarıdır. NASA'nın tanımında hidrosfer; okyanuslardan nehirlere, göllerden yeraltı sularına, buzullardan bulutlardaki su buharına kadar Dünya üzerindeki su ve buz bileşenlerini kapsıyor.

Burada önemli olan sadece “su vardır” demek değil, suyun sürekli hareket halinde olduğunu anlamaktır. Buharlaşma, yağış, akış ve yeraltına sızma gibi süreçler suyun farklı ortamlara geçmesini sağlar.

Bir akarsuyun kirlenmesi bu nedenle sadece o akarsuyu ilgilendiren bir sorun değildir. Su; toprak, bitkiler, hayvanlar, tarım ve insan yaşamıyla bağlantılıdır. Bir bölgede suyun niteliğinin bozulması, başka sistemlerde de sonuçlar yaratabilir.

Millennium Ecosystem Assessment'ın çalışmaları da tatlı suyun ekosistemlerin insanlara sağladığı hizmetlerin önemli parçalarından biri olduğunu ve su arıtımı, besin döngüsü gibi süreçlerin ekosistemlerle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

3. Toprak, Kayaçlar ve Jeosfer

Doğanın bir diğer temel unsuru jeosferdir. Buraya toprağın yanı sıra kayaçlar, mineraller, yer kabuğu, dağlar, vadiler ve Dünya'nın daha derin jeolojik yapıları da dahildir. NASA jeosferi Dünya'nın çekirdeği, mantosu ve kabuğuyla birlikte yüzey şekilleri, jeolojik yapı ve bunlarla ilişkili süreçler üzerinden inceliyor.

Toprak konusunda ise günlük hayatta önemli bir yanılgımız var. Toprağı çoğu zaman bitkilerin üzerinde durduğu cansız bir zemin olarak görüyoruz. Halbuki toprak; mineraller, organik maddeler, su, hava ve çok sayıda canlı organizmanın etkileşim halinde bulunduğu karmaşık bir sistemdir.

Bu nedenle toprağın verimliliğini yalnızca “tarıma uygunluk” üzerinden değerlendirmek yetersiz kalabilir. Erozyon, yanlış arazi kullanımı, aşırı yapılaşma ve kirlilik toprağın ekolojik işlevlerini etkileyebilir.

Burada insan faaliyetlerinin etkisi özellikle dikkat çekici. Millennium Ecosystem Assessment, son 50 yılda insanların ekosistemleri tarihteki benzer dönemlere kıyasla çok daha hızlı ve geniş ölçekte değiştirdiğini; bunun temel nedenleri arasında artan gıda, tatlı su, kereste, lif ve yakıt taleplerinin bulunduğunu bildiriyor.

4. Bitkiler, Hayvanlar ve Diğer Canlılar: Biyosfer

Doğayı canlılardan bağımsız düşünmek mümkün değil. Bitkiler, hayvanlar, mantarlar, bakteriler ve diğer mikroorganizmalar biyosferin parçalarıdır.

Ancak burada da doğayı yalnızca “gözle gördüğümüz canlılar” üzerinden tanımlamak hatalı olur. Bir ormandaki büyük ağaç kadar toprağın içindeki mikroorganizmalar da ekosistemin işleyişinde rol oynar.

Bitkiler atmosfer, su, toprak ve diğer canlılarla sürekli ilişki içindedir. Hayvanlar besin zincirlerinin ve besin ağlarının parçasıdır. Mikroorganizmalar ise ayrışma ve besin döngüleri gibi süreçlerde önemli görevler üstlenir.

Dolayısıyla “bir tür ortadan kalkarsa ne olur?” sorusunun cevabı her zaman basit değildir. Bir türün ekosistem içerisindeki konumu, başka türlerle ilişkileri ve işlevleri dikkate alınmalıdır.

5. Kriyosfer: Çoğu Zaman Unuttuğumuz Doğa Unsuru

Doğayı oluşturan unsurlar konuşulurken buzullar ve kalıcı kar örtüsü çoğu zaman geri planda kalıyor. Oysa Dünya sisteminde buzla kaplı alanların da ayrı bir önemi var.

NASA günümüzde Dünya sistemini incelerken atmosfer, biyosfer, kriyosfer, jeosfer ve hidrosferi birbirleriyle bağlantılı beş temel küre olarak ele alıyor. Kriyosfer; özellikle kutup buzları, buz tabakaları, buzullar ve deniz buzlarını kapsıyor.

Buradaki önemli nokta yine bağlantı. Buzdaki değişimler su döngüsü, okyanuslar, atmosfer ve ekosistemlerle ilişkili olabilir. Yani kutuplarda gerçekleşen bir değişimi “uzaktaki buzların problemi” şeklinde görmek, Dünya sisteminin bütünlüğünü gözden kaçırmak anlamına gelebilir.

6. Ekosistemler: Unsurların Bir Araya Gelerek Oluşturduğu Bütün

Bence doğayı anlamanın en kritik aşaması burada. Çünkü hava, su, toprak ve canlıları ayrı ayrı sıralamak doğanın kendisini açıklamaya yetmiyor.

Bir gölü düşünelim. Göl yalnızca sudan oluşmaz. İçinde balıklar, algler, bakteriler ve bitkiler vardır. Çevresindeki toprak ve kayaçlar da sistemin parçasıdır. Atmosferle gaz alışverişi gerçekleşir. Güneşten gelen enerji ekosistemin işleyişini destekler. İnsanların tarım, sanayi veya yerleşim faaliyetleri de gölün koşullarını değiştirebilir.

İşte bu nedenle ekosistem kavramı önem kazanıyor.

Millennium Ecosystem Assessment, ekosistemlerin insanlara gıda, su, odun, iklim düzenleme, hastalıkların kontrolü, rekreasyon ve kültürel değerler gibi çok çeşitli hizmetler sunduğunu ortaya koyuyor.

Bu yaklaşım doğaya yalnızca estetik bir değer vermekten daha kapsamlı. Ormanın güzel olması önemli olabilir ama ormanın su döngüsüne, toprağa, biyolojik çeşitliliğe ve insanların yaşam koşullarına yaptığı katkıları görmek daha geniş bir perspektif sağlar.

7. İnsan Doğanın Dışında mı, İçinde mi?

Tartışmanın bence en ilginç taraflarından biri bu. İnsanları doğanın dışında kabul etmek mantıklı mı?

Biyolojik açıdan baktığımızda insan da canlılar dünyasının bir parçası. Ancak insan faaliyetleri ekosistemleri dönüştürebilecek ölçüde güçlü. Şehirler, tarım alanları, barajlar, yollar ve sanayi bölgeleri doğal süreçlerle insan faaliyetlerinin iç içe geçtiği alanlar oluşturuyor.
 
Üst