Fine-Kinney metodu nedir ve nasıl kullanılır ?

Umut

New member
Fine-Kinney Metodu Nedir ve Nasıl Kullanılır?

Fine-Kinney Metodu Nedir? Riskleri Sadece Saymak Değil, Önceliklendirmek

İşyerinde “burada bir risk var” demek kolay; asıl zor olan, aynı anda karşımızda duran onlarca risk arasından hangisine önce müdahale edilmesi gerektiğine karar vermek. Bir makinenin koruyucusunun eksik olması, zeminin kaygan olması, elektrik panosunun açıkta bulunması veya çalışanların sürekli gürültüye maruz kalması… Hepsi önemlidir ama hepsine aynı gün ve aynı kaynakla müdahale etmek çoğu işletmede mümkün değildir. İşte Fine-Kinney yöntemi tam olarak bu noktada devreye girer.

Fine-Kinney, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında tehlikeleri sayısal olarak değerlendirip hangi risklerin daha acil ele alınması gerektiğini belirlemeye yarayan yarı-kantitatif bir risk değerlendirme yöntemidir. Yöntemin temeli William T. Fine tarafından 1971 yılında geliştirilen çalışmalara dayanır; Kinney ve Wiruth tarafından 1976'da geliştirilen yaklaşım ise yöntemin iş güvenliği uygulamalarında yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır.

Bence yöntemin en güçlü tarafı, “risk var mı, yok mu?” sorusunun ötesine geçmesidir. Daha önemli bir soru sorar: “Elimizdeki kaynaklarla önce hangi riski azaltmalıyız?”

Fine-Kinney Formülü Nasıl Çalışır?

Fine-Kinney'nin temel formülü oldukça basittir:

Risk Skoru = Olasılık × Frekans × Şiddet

Yani:

R = O × F × Ş

Buradaki üç değişken farklı bir soruyu cevaplar:

Olasılık (O): İstenmeyen olayın gerçekleşme ihtimali nedir?

Frekans (F): Çalışan bu tehlikeye ne kadar sık maruz kalıyor?

Şiddet (Ş): Olay gerçekleşirse ortaya çıkabilecek zarar ne kadar büyük olur?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kaynaklarında kullanılan Fine-Kinney skalasında olasılık 0,1 ile 10, frekans 0,5 ile 10, şiddet ise 1 ile 100 arasında değerlendirilebilmektedir.

Burada özellikle “frekans” kavramına dikkat etmek gerekiyor. Frekans, sadece işin ne kadar sık yapıldığı anlamına gelmez; çalışanın tehlikeye ne kadar sık maruz kaldığını ifade eder. Örneğin bir kaynak işi günde bir kez yapılıyor olabilir ama işlem sırasında çalışan kaynak dumanına 30 dakika boyunca maruz kalıyorsa değerlendirme buna göre yapılmalıdır.

Olasılık, Frekans ve Şiddet Puanları Nasıl Verilir?

Fine-Kinney'nin pratikte anlaşılması için üç ölçeği ayrı ayrı düşünmek daha doğru olur.

Olasılık ölçeğinde 0,1 “neredeyse imkânsız” seviyesini, 10 ise “çok kuvvetli ihtimal” seviyesini temsil eder. Aradaki 0,2, 0,5, 1, 3 ve 6 gibi değerler olayın meydana gelme ihtimalinin derecesini gösterir.

Frekans ölçeğinde 0,5 çok seyrek maruziyeti, 1 seyrek maruziyeti, 2 ayda bir veya birkaç kez gerçekleşen maruziyeti, 3 haftada bir veya birkaç kez, 6 günde bir veya birkaç kez ve 10 ise sürekli maruziyeti ifade edebilir. Kullanılan kurum veya kaynakta ölçek açıklamalarında küçük farklılıklar görülebileceği için risk değerlendirme ekibinin kullandığı ölçeğin baştan netleştirilmesi önemlidir.

Şiddet tarafında ise 1 düşük düzeyli bir zararı, 7 civarında değerler ciddi yaralanmaları, 15 tek ölümlü sonuçları, 40 birden fazla ölüm veya çok ciddi sonuçları, 100 ise felaket düzeyindeki sonuçları ifade eden klasik ölçeğin örnekleridir.

Bu noktada önemli bir ayrıntı var: Risk skorunu yükselten şey yalnızca “kaza olma ihtimali” değildir. Çok nadir meydana gelebilecek fakat gerçekleştiğinde ölümcül sonuç doğurabilecek bir olay da yüksek öncelikli hale gelebilir.

Örnek: Elektrik Panosundaki Risk Nasıl Hesaplanır?

Diyelim ki bir işletmede elektrik panosunun kapağı düzenli olarak açık kalıyor ve çalışanlar pano çevresinde sık sık çalışıyor.

Risk ekibi şu değerlendirmeyi yapıyor:

Olasılık: 3

Frekans: 6

Şiddet: 15

Bu durumda:

R = 3 × 6 × 15 = 270

270 puan, kullanılan klasik Fine-Kinney sınıflandırmalarında yüksek risk kategorisine girer. Bazı yaygın tablolarda 200–400 aralığı “yüksek risk” olarak tanımlanırken 400 ve üzeri çok yüksek risk kabul edilir.

Burada sayının kendisinden daha önemli olan şey, 270'in işletmeye verdiği mesajdır: “Bu riski diğerlerinden önce ele al.”

Örneğin aynı işletmede yalnızca kozmetik bir yüzey bozukluğu 20 puan alıyorsa, kaynak ve zaman açısından elektrik panosuna müdahale etmek daha rasyonel olacaktır.

İşte Fine-Kinney'nin yönetim açısından değeri burada ortaya çıkıyor. Yöneticiye “tehlike var” demek yerine “bu tehlikenin önceliği diğerinden daha yüksek” diyebilecek bir araç sunuyor.

Gerçek Dünyadan Bir Örnek: Hastanelerde Fine-Kinney Kullanımı

Fine-Kinney'nin yalnızca fabrika veya inşaat sahalarında kullanıldığını düşünmek yanlış olur. Yöntem sağlık hizmetlerinde de uygulanmıştır.

Türkiye'deki bir kamu hastanesinde gerçekleştirilen araştırmada çeşitli tehlikeler Fine-Kinney yöntemiyle önceliklendirilmiştir. Çalışmada uygun yangın söndürücülerin bulunmamasıyla ilişkili risk 80, alarm ve uyarı sistemlerindeki yetersizlikle ilişkili risk 120, açıkta bulunan elektrik tesisatıyla ilişkili risk ise 240 olarak hesaplanmıştır.

Bu rakamlar oldukça öğretici.

Elektrik tesisatındaki riskin 240 puana ulaşması, bunun diğer iki riskten matematiksel olarak daha yüksek önceliğe sahip olduğunu gösteriyor. Fakat bu sonuç “yangın söndürücü önemsizdir” anlamına gelmez. 80 puanlık risk de kontrol edilmelidir; yalnızca müdahale sıralamasında 240 puanlık risk öne çıkar.

Bu ayrım günlük yönetimde çok önemlidir. Risk değerlendirmesi “sıfır risk” yaratma çalışması değil, mevcut riskleri yönetme ve kaynakları doğru yere yönlendirme sürecidir.

İnşaatlarda Neden Özellikle İşe Yarıyor?

İnşaat sektöründe risklerin sürekli değişmesi Fine-Kinney yaklaşımını ilginç hale getiriyor. Bugün güvenli olan bir çalışma alanı, yarın farklı bir ekipmanın gelmesiyle veya çalışma seviyesinin değişmesiyle bambaşka bir risk profiline sahip olabilir.

Kent meydanı gibi yayaların, araçların ve çalışanların aynı çevrede bulunduğu inşaat alanlarını inceleyen bir çalışmada Fine-Kinney kullanılmış ve inşaat kaynaklı risklerin yalnızca çalışanları değil, çalışma alanından geçen insanları da etkileyebildiği vurgulanmıştır.

Bu, risk değerlendirmesinde sık yapılan bir hatayı gösteriyor: Sadece “çalışan” perspektifinden bakmak.

Örneğin bir şantiye çevresindeki düşen cisim riski, işçinin yaralanmasıyla sınırlı değildir. Kaldırımdan geçen bir vatandaş da etkilenebilir. Dolayısıyla risk değerlendirmesi sosyal çevreyi, üçüncü kişileri ve işletmenin faaliyet alanı dışındaki etkileri de dikkate almalıdır.

Fine-Kinney'de Kadınların ve Erkeklerin Bakış Açısını Nasıl Dengeli Ele Alabiliriz?

Burada cinsiyet konusunda kalıplaşmış genellemeler yapmak doğru olmaz. “Erkekler sadece sonuca, kadınlar sadece duyguya bakar” gibi bir yaklaşım hem bilimsel açıdan zayıftır hem de gerçek iş hayatındaki çeşitliliği açıklamaz.

Bunun yerine risk değerlendirmesinde farklı bakış açılarının birlikte kullanılmasının değerine bakmak daha anlamlı.

Sahada çalışan bir kişinin pratik önceliği şu olabilir: “Bu makineyi en hızlı ve güvenli şekilde nasıl durdurup bakım yapacağız?”

Başka bir çalışan ise aynı olayın sosyal etkisini gündeme getirebilir: “Bu olay gerçekleşirse ekipte korku oluşur mu, işe dönüşte çalışanların kendilerini güvende hissetmesi nasıl sağlanacak?”

Bir yönetici maliyet ve üretim kaybına odaklanabilir. İş güvenliği uzmanı mevzuat ve kontrol tedbirlerini öne çıkarabilir. İş yeri hekimi sağlık sonuçlarını değerlendirebilir. Çalışan temsilcisi ise sahadaki gerçek çalışma davranışlarını aktarabilir.

Bu farklılıkları “erkek bakışı-kadın bakışı” gibi katı kategorilere ayırmak yerine, farklı deneyimlerin risk değerlendirmesine dahil edilmesi daha sağlıklı bir yaklaşımdır.

Zaten İSG literatüründe risk değerlendirmesinin psikoloji, ekonomi, teknoloji, hukuk ve sağlık gibi farklı disiplinlerle bağlantılı olduğu vurgulanmaktadır.
 
Üst